Ata Gezici'nin Doğum Hikayesi
Ne güzel şeymiş "anne" olmak. Bir canın senin içinde büyümesi ve sonunda da doğması... Oğluma baktığım her an, her saniye şükrediyorum. Bu güzel duyguyu isteyen herkesin hayırlısıyla ve sağlıkla yaşayabilmesi en büyük dileğim. (25 Ağustos 2011 Perşembe)
Benim 2 tane doğum tarihim var. Biri 25 Nisan 1982, annemin beni dünyaya getirdiği tarih, diğeri de 10 Mart 2011, oğlumu dünyaya getirdiğim tarih...
14 Temmuz 2010 günü hamile olduğumu öğrendim ben, ve çok ağladım sevinç ve korkuyla. Ya ona birşey olursa korkusu ve anne olacağım sevinci...
Kız olsun çok istedim, ama altıncı hissim çok kuvvetlidir benim, kendimi bildim bileli "ileride" bir oğlum olacağını hissettim hep. Şimdi düşünüyorum, evladın kızı erkeği our mu hiç, evlat evlattır ve hepsi çok kıymetlidir.
Oğlum benim midemi hiç bulandırmadı, hiç aşermedim, sadece 16. haftadan sonra yatsam kaldırmayacak kalksam yatırmayacak baş dönmelerim oldu, ve bu doğumdan 1 ay sonrasına kadar devam etti. (Sebebi büyüyen rahmin damarlara baskı yapmasıymış ve çok nadir görülürmüş aslında)
11. haftada bebeğimin plasentasının olması gerekenden aşağıda olduğunu öğrendik, gece saat 01:00 de kanama şikayetiyle apar topar gittiğim hastanede. Çok ağladım, çok dua ettim Allah onu bize bağışlasın sağlıkla diye. 16. hafta sonunda bebeğimin plasentası yukarı çıktı, kanamalarım geçti şükürler olsun.
Ve 18. haftada bir hareket hissettim içimde, ıspanak yiyordum, bir şey sanki bana "kafa attı" :) Eşime döndüm "kafa attı bu bana" diyebildim. Eskiler der ki bebek ilk kımıldadığında kime bakarsan ona benzermiş, ben ilk eşime baktım. Oğlum babasının kopyası :)
35. haftada doğum iznine ayrıldım, ufak tefek olduğum için fazla ağırlaşmıştım, elim ayağım da şişmişti. 9 ay hiç bitmeyecekmiş gibi gelmişti, meğer zaman ne çabuk geçiyormuş.
38. haftanın başında kontrole gittiğimde doktorum 10 Mart'ta İtalya'ya konferansa gideceğini, beni de 14 Mart günü sezaryene alacağını söyledi. "Ya daha önce gelirse" dedim. "Zannetmiyorum, ama ben olmadığımda seninle ilgilenecek olan doktorla tanıştırayım seni" dedi. İyi ki tanışmışım. 10 Mart 2011 saat 04:00 te bir ıslaklıkla uyandım. Uyku sersemi önce ne olduğunu anlayamadım, sonra suyumun geldiğini anladım ve doktorumu aradım. Doktorum sabah hastaneye gitmem gerektiğini, kendisi bulunamasa da organizasyonu yapacağını, emin ellerde olduğumu, telaş yapmamamı büyük bir sakinlik ve babacanlıkla söyledi.
Hastaneye gittik eşimle, doktorumuz müjdeyi verdi: Bebek geliyor, doğum başlamış. Ben sezaryen istediğim için hemen beni ameliyat için hazırladılar. Bu sırada annem, babam, ablam geldi; canlarım benim üçünün de gözleri nemli, yüzleri bembeyaz. Eşim şaşkın, ordan oraya koşturuyor.
Saat 10 da beni ameliyathaneye aldılar, doktorum güleryüzüyle güç verdi bana, onun da oğlu varmış oğlundan bahsetti. Ameliyathanedeki hazırlıklar uzun sürdü biraz, ve bayılmam için damardan ilaç verdiler. En son lafım "evet ben gidiyorum" oldu.
Uyandım, eşimi sayıkladım ilk. Sonra oğlum diyebildim güçlükle. Çok iyi dediler, çok sağlıklı. İşte o an yaşadığım duyguyu anlatmam için kelimeler yetmiyor. Ağlamaya başladım, şükürler olsun diyerek. Odaya çıkardılar, anneciğim, ablacığım başımı okşuyorlar, babacığım kendisini koridora atmış hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış, eşim de babamın yanında...
Gözümü açtım, başımı sağa çevirdim, orada dünyanın en güzel bebeği yatıyor. Yanıma istedim, verdiler, kokladım doya doya.
Oğlum,
Sen doğdun ben doğdum, sen doğdun ben bambaşka bir insan oldum. İyi ki varsın, sen benim için dünyanın en özel insanısın. SENİ ÇOK SEVİYORUM :)